Ne zaman başladım ben bunca koşuşturmaya, kovalamacaya? Ne ara büyüdüm ki sorumluluklarım arttı, iş güç sahibi oldum, diplomamı henüz elime alamadım ama evet mezun bile oldum. Hatırlıyorum, dün gibi aklımda üniversiteye başladığım ilk haftalarda Genel Kimya derslerinde iki kolumu amfinin sıralarına yayıp üstüne yorgun sandığım kafamı koyup, dersi dinler görünüşlerimi... Dalga geçmeyi marifet sanışlarım, o da kimmiş, bu da neymiş, işte bak şu gördüğün küçük dağları ben yarattım bakışlarım hala hafızamda. Hayallerim öyle büyüktü, öyle sınırsız bir hayal gücüm vardı ki kazandığım okulum benim gurur kaynağımdı, o bitecek, çizim kursuna bu arada gidilecek, 4 koca senenin ardından yılmadan yorulmadan bir 4 sene daha başka bir üniversitede, çok çok istediğim bir bölümde okuyacaktım. Ne vardı ki? Hıh... kolaydı. Şimdi bambaşka hayaller peşinde koşar oldum, 5 sene öncekilerden ancak kalıntı var diyebiliyorum.
Silmedim anılarımdan 4 koca yılımda yaşadıklarımı hiç birini, tazeler hala. Nasıl lisede ortaokulu özlediysem, nasıl üniversite yıllarımda lisemi özlediysem, şimdi de lisans yıllarımı ve yaşadığım güzel günleri özlüyorum.Şimdi diyebiliyorum güzel günler diye:) Yağmur çamur içinde, fırtınalar tipiler koparken Avcılar yollarında mahsur kalmışken, 16:30 daki İdo'yu kaçırmışken, akşam 19:30 da Biyokimya Lab.ından çıkarken, sabah 6.40 ta İdo'ya binerken, saatlerce Lab. sözlülerine hatta işkencelerine çalışırken, sınavlar için gerekli gereksiz milyonlarca konuyu sıkıştırılmış hap gibi yutarken, ezberleyeceğim diye formüller, şifreler geliştirip kafayı yemişcesine kahkahalarla gülerken, başka dersim var quize giremeyeceğim dediğimde Analitikçiden 0 alırsın beni bağlamazı dinlerken, herkes 11 günde 6 sınava girip 2. hafta yan gelip yatarken ben 11 gün de okulun ıssız sessiz soğuk sevimsiz koridorlarında sürünürken, Öğrenci işlerinin öğrencinin işini yapmaktan aciz olduğunu öğrenip kendi işimin peşinde koşup kafa patlatırken, Ayşe'nin sınavlarına girmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayıp her sınav çıkışında yine kaldık be derken, Haşim'in deli Einstein tavırlarıyla yazdıklarından tek kelime anlamayıp oturup ağlarken, yüshhkek matematiğin deriiiiiiiin sularında boğulurken, normal insanlar soğukta 2 kat üstlerine bişey çekip yollara düşmüşken ben 5 kat kıyafetle donmaya devam ederken, eldiven ve montla sınava girip, soru sormayın huleyyynn diyen ve saatlerce dedikodu yapan asistanlardan bayılmış 0 konsantrasyon sınavlardan çıkamazken, kayıt esnasında, önünde, sonunda zilyon tane problem çıkartan okulumla cebelleşirken, kabuuuuuuuulllll hiç de güzel değildi. Çoğu gününden hiç hoşlanmadım, gitmesem olmasaydı bugün okul keşke dedim.
Arkadaşlarımı, bir arada olduğumuz, eğlendiğimiz, saatlerce geyik yaptığımız, dedikodu kaynattığımız, olur olmaz planlar yaptığımız zamanları özledim. Özlemem okulu dedim ve özledim. Şimdi beraber olsak yine, çok eğlensek çok gülsek, İdo bizim okul servisimiz olsa, yüzlerce, binlerce foto çeksek, ben ilk Bilici ile tanışsam yine yeniden, sonra Gizem benim dershaneden arkadaşım dese o da ve Gizem'i tanısam gözlüklü şirin, bi baksam ön sıralarda sarışın bi kız oturuyo olsa bi yerden gözüm ısırsa ama emin olamasam ve koridorda birbirimize baksak yine konuşmasak, merdivende sorsak biz birbirimizi nerden tanıyoruz diye Özge'yle... Gülşah yine otobüste yanımıza otursa, İdo'da konuşsak, Hande'yle Analitik'te karşılaşsak kaç yıllık arkadaşmışız gibi bıcır bıcır konuşsak, bu böyle ilerlese, tazelense çevremdeki tüm İÜ'nün bana kazandırdığı arkadaşlıkları yeniden sakince, sindire sindire yaşasam, siz hep olsanız ya...Ben başlangıcını yaptım gerisini ufacık da olsa bir şeyler paylaştığım her kim varsa getirsin... Herkesten ayrı ayrı çok şey öğrendim, iyi ki varsınız:)
Not: Şimdi teker teker isim yazmıyorum ama herkes kendini biliyor :) Çok isterseniz yine yazarım sevgili Kimyager arkadaşlarım :D
20 KASIM 1901
14 yıl önce
