Düşüncelere kapanık geçen hayatımın zincirinde kilitli kaldım son zamanlarda. Çok farkında olmasam da yaşadıklarımın, hatta her anını iyi değerlendiremiyor olsam da adımlarımın kabul biraz zamandan çaldım ve yordum zamanı yine, vazgeçemem çünkü bu da alışkanlığım. Durdurmak istedim, denemelerim de başarısız oldu haliyle… Zaman durmak bilmeyen bir nehir, akar her türlü zıtlığın da inadına. İşte o anlarda ben kendimi durdurdum ve sadece iç sesime kulak verebildim.
İnsan ne çok şey anlatmak ister aslında da anlatamaz bir türlü,y a dili dönmez yada dili dönse de her şeyi konuştuktan sonra fark eder ki söylenenler bomboştur, laf olmuştur. Benim anlatacaklarım da aynen bu tuzağa düşecekler, ama eğer bilinmesi gereken şeyler varsa yani başkaları tarafından kişi bunu zamandan daha fazla çalmadan aktarmalıdır, birazdan yapacağım şey de tam olarak bu.
Sadece yorgunluğun ve karmaşanın sesini duyabilen kulaklarım halsizken, günün dağınıklığını düzenlemeye çalışan sistemini oturtma çabasında olan savaşçı beynim dalgındır ve kuru bir yaprağın avuç içlerimde çıtırdadığını hissettiğim ve duyurabildiğim zayıf bedenim boşlukta kendine yer edinmeye çalışıyordu. Dış dünyaya o kadar kapalıydım ki ufak birkaç kımıldanmadan ve mırıldanmadan sonra kendimle baş başaydım. Nasıl olduysa bir an babamın çalan telefonunun sesine dikkat edebildim. Aslında başında çokta önem taşımayan basit bir aile içi telefon konuşmasıyken babamın yönelttiği bir soruyla benim o karman çorman olmuş iyiyle kötüyü doğruyla yanlışı anlamlıyla anlamsızı ayırt etmekte zorluk çeken beynimi bir kuru telaş almıştı. Bir patırtı patlatıverdim kendimce. Başladı tabi senaryolar,gelmeler gitmeler kurgular aksilikler endişeler hepsi her türlü olumlu mu olumsuz mu olduğuna karar bile veremediğim düşüncem birbirinin kuyruğunda küçük çocuklar gibi kovalamaca oynuyorlardı. Evet aynen küçücük çocuklar gibi. Farkında olabilmek için büyük çabalar sarf ettim konuşmaların ve asıl neden bahsedildiğini kendimce doğru bir tespitte bulunup kavrayabilmek için de büyük bir yarışa sokmuştum kendimi. O an çok düşünmedim niye böyle yorum üstüne yorum katabildiğimi tam olarak neyin üzerine yapıldığını bilmedim bir telefon konuşması için ancak buna sabırsızlık mı denir merak mı denir önsezi mi denir her nasıl adlandırılabilen bir şeyse, eminim ki çok gereksiz. Sonunda babam telefonu kapattı ve ben gerçeği öğrenip kafamda kurduklarımın yuzde 20 sini zar zor tutturabildiğimi anladım. Olan yine bana oldu ve ben zaten yeterince kapasitesi doldurulmuş kafamda hala dalgalanmalar yaşamaya devam etme direncini gösteriyordum. Ne aptallıkdeğil mi?İşte bazen çokta kulak kabartmamak gerekiyor her şeye. Zaman bilir nerede harekete geçeceğini.Kimin hangi anda nasıl hareket edeceğini. Biz sadece yönleniriz.
Bir diğer olay ise çok daha karmaşığı.. Yani insan olduğumuzdan heralde her şeyi komplike hale sokan bizleriz, bence. Arkadaşlar arasında bir şeyler olur. 3 maymun ve bir figürandan ibaret oyunumuza hoş geldiniz. Evet bayanlar baylar bu akşam her şey harikulade tam gözlere ziyafet akıllara zarar bir o kadar da evlere şenlik bir komedi-dram karşınızda.
Ve perde…
Olaylar örgüsü alır başını gider elbet, gider de geriye kalan 3 maymun görev sıralamasını yani rollerini şaşırmış şaşkoloz bir halde bakışmalarla,konuşmalarla anlaşmayla anlaşamama gelgitleri arasında uğraş verirler günün birinde bir küçük masa başında.Bir maymun bilmiyordur hiçbir şeyi, öylesi kopuktur hikayeden sadece yeni dünyaya gelmiş bir bebek gibi algılamaya çabalar etrafındakileri, uyum sağlama endişesindedir konuya ve bir zehir gibi akıllı kıvrak zekalı yetişkin edasıyla da bir yandan dingin ve olgun bakışlar atarken, anlık sorularla kuşatır geriye kalan 2 maymun ve 1 figuranı. Duymadım maymunu ürkek telaş ve bocalama içerisindedir. Rolünün ağırlığı ona kısa süreli olmasına rağmen bile yorgunluk vermiştir. Aklı karışık, içi sıkıntılı, Görmedim maymunuyla kaçamak bakışlarda dolanmaktadır. Görmedim maymunu sessiz sedasız oturur köşesinde Figüranın ani çıkışını beklemektedir. Görmedim maymunu kırılmıştır. Figüran Görmedim maymununu bir eğlencelik muhabbete yem etmiştir. İşte bu maymun bir yandan Bilmiyorum maymununu dünyadan bir haber halinde muhafaza etmeye çalışırken bir yandan da Figürana karşı olan kızgınlığı, anlam verememesi lavlar püskürten bir yanardağ gibi içini kabartmış ve aklını da bu karışıklık dolayısıyla cevapsız soruların kuş uçmaz kervan geçmez tarlasına çevirmiştir. Ah be Figüran…
Figüran geldiğinde özüyle sözü bir özelliğini her zamanki gibi engelleyememiş ve bir noktadan belli belirsiz Bilmiyorum maymununu harekete geçirecek şekilde esas konuya dair antresini yapmıştır. Açıldığı gibi biraz çalılıklı biraz allı güllü bir örtüyle kapatılan devlet sırrı kısa bir süre sonra yeniden açılacak ve önüne geçilemez bir hal alacaktır. Beklenen an gelip çattığında Duymamadım maymunu ve Figüran orada olmaksızın beyaz kağıdın tam ortasına atılan bir çizik gibi Bilmiyorum maymunu Görmedim maymununa nokta atışını ani bir merakla yapmıştır. İç savaşına, bu meraklı maymunu çok iyi bildiğinden ve ne hissedebilecğini anladığından yenik düşer Görmedim maymunu.. Görmedim maymununun her kelimesi o bembeyaz kağıda bir çizgi bir çizgi daha atar. Çizgiler kalınlaşır. Çizgilerin atılışı hız kazanır. Bilmiyorum maymunu o sırada sadece beyaz kağıdı elinde avuç içinde açık bir şekilde tutmaktadır. Kağıdı alır bir diğer eline Görmedim maymununun ona uzattığı ucu her kelime darbesiyle daha da körelen kalınlaşan kalemi alarak çizer, karalar, konuşur, anlatır, dinler, siler, bozar, yine çizer ve yine çizer, kağıt delinir. Ağlar Bilmiyorum maymunu tam oracıkta. Kağıdı buruşturur elinde atmak uzağa hiç geri gelmemecesine yollamak ister. Başaramaz kağıdı açar evirir çevirir bir kenarından yırtar kıvırır sallar buruşturmak ister biraz daha ama yardıma ihtiyacı vardır. Kelimeleri, inançları, anlayışı sorgulayışı tükenmiştir. Görmedim maymunu üzgün ama hala yardımcı olmak ister. Bilmiyorum maymunu ona ancak teşekkür edebilmiştir. Olaylar örgüsü devam eder. Figüran ve Görmedim maymunu bir tartışma geçirirler. Görmedim maymunu bir özür beklemektedir. Bilmiyorum maymunu Figüranla bir konuşma geçirir, Figüran üzgündür, özür diler. Olaylar örgüsü sona yaklaşmalıdır. Ertesi gününde olaylar 3 maymunca değerlendirilecektir. Görmedim maymunu ile Bilmiyorum maymunu hararetli cepheler içinde yeterince yara almışken daha da fazlasını almamak için dertleşmektedirler. Duymadım maymunu olay örgüsünün başladığı bir küçük masanın konumunun (bulunduğu köşenin) tam zıttı köşesindeki bir diğer küçük masacıkta bu 2 maymunu gürültü içinde dinlemeye çalışmaktadır. Bir tek onların söylediklerini duyar, hak verir, anlar ancak susar.Bilmiyorum maymunun beyaz kağıdını bulmuştur o masacığa gelmeden öncesinde. Alır buruşturur, iyice sıkıca buruşturduğundan emin olurcasına… Atar. Hiç bilmemek isterdi. Neden?
Geldik mi son derdimize=) Buyrun bir de durdan yakın. Elini uzat bana canım arkadaşım, çok yakınım ya da çok uzağım. Önemli değil her anımı seninle paylaşmış ya da paylaşmamış olmam. Çok sorun değil aynı dilden konuşuyor olmamız ya da olmamamız. Belki aynı filmeli izlemedik, aynı şarkılar hitap etmiyor ikimize de ama aynı çatı altında ilerleme çabasındayız ikimizde. Biraz rakibiz belki de ama tatlı yarışlar hep başarıya götürür bizi ve şundan öyle eminiz ki varlığımız kuvvetlendirir attığımız adımları. Benim inancımı sana seninki diye kabul ettiremem ancak yol gösterebilirim tökezlediğinde. Hiç bir şey istemem senden de halimi hatrımı sorman içime işler, yüzümü güldürür. En kötü anımda bile gülüyorsa içi gözlerimin senin de payın vardır ışığı sana yansıtamasam da üzerinden bir kısa zaman geçtikten sonra fark ederim içime serpilmiş olan suyu sayende. Çok umutsuz kalmamayı öğretiyorum artık kendime her ne olursa olsun ya da her ne olacaksa da iyiye, doğruya, güzele, mutlulukla büyüyecek her şeye sıkı sıkıya bağlı bir inancı felsefem yapıyorum son günlerde. Bu bana iyi geliyor. Böyle düşünmeyi seviyorum. Bunu başarmak için yola çıktığım için huzurluyum. Sana ise sadece teşekkür etmek istedim, beklentisiz uzattığın elin, umut verici bakışın ve tatlı sözün için. Teşekkürler.
20 KASIM 1901
14 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder