
Düşündüm taşındım bulamadım derdime bir çare...O kadar çaresiz kalmışım ki Google a tıklarak ‘ Can sıkıntısına ne iyi gelir’ diye aratan 356000 bilmem kaç kişiden sadece biri olduğumu bu yolla fark ettim. Yalnız olmamak ne hoş şey diye geçirdim içimden, başladım yazmaya. Aslında şöyle buz gibi havaya atıp kendimi üzerimde incecik kısa kollu bir t-shirt ve günlük ev halimle üzerime de ne mont ne atkı ne şapka ne eldiven almadan koşasım, bağırasım, çığlık çığlığa saçmasapan şeyler haykırasım hatta ve hatta aklıma gelen nefesim sonuna gelene kadar tüm damar şarkıları şakıyasım var. Nasıl bir sıkıntı, nasıl bir darlanmadır an-la-ta-mam. Herşeye, herkese, tüm çevreme sinirlenesim, küsesim, susasım, parmağımı bile kıpırdatmayasım var. Bulamadım derdime bi türlü çare. İmdat diye bağırmak istiyorum belki ama bu çok klişe olur benim şanıma yakışmaz, daha creative bişeyler yapmak lazım benim aslında peeeeek meşhurdur böylesi afakan zamanlarda elime kağıdı kalemi alıp şiirler döktürmüşlüğüm, şarkılar yazmışlığım, bomba besteler patlatmışlığım, enteresan tekniklerle ses patlatmışlığım. Arada da canım Shakespeare imin ya sonelerine ya şahane oyunlarının repliklerine sararım. Ya sizi denize çekerse efendimiz... diye başlayan ve 2 ya da 3 nefes duraklamasıyla tamamlanan efsane bir repliği vardır W. S. nin yazdığı bir oyununda, zamanında ben MSM’ ye giderken nefes çalışması olarak yapmamızı istemişti Banu Hocamız. Evet evet tiyatroyla ilgili, müzikle ilgili, edebiyatla ilgili, medyayla, yaratıcılıkla, yeni bir şeyler öğrenmeyle ilgili hiç bir güç beni bu meşkalelerimden bıktırıp usandıramaz. Yeni zevklerim hoşuma giden şeyler arasında yeni kitapları incelemek gerekirse hatta gerekmese de satın almak müzelik yapmak bakıp bakıp onlara iç geçirmek, yemek cdleri, dvdleri, dergileri almak, internet sitelerinden değişik yemeklerle ilgili araştırmalar yapmak ama sadece aaa ben bunu da yaparım, bu da çok kolay, şunu şu gün bunu da bugün yaptım mı oluuur bu iş diyerek kendimi aldatmaktır. Bir de böyle akşam 21:00-22:00 gibi saatlerde dışarıdaysam gecenin rengine ve sokakların dükkanların mekanların ışıklarına hayran kalır, yorgun olmazsam yarın akşam kesin çıkıp araba keyfi yaparım diyerek bu planından 1000. Kez çok abartmadan vazgeçen bi insanım. Bir raspberryli latteye, bir brownie cheesecake e tav olan, garip saatlerde olmadık şeyler aşeren, hem çılgınlar gibi etrafını düzenlemeli toplanmalı diyerekten kendini hazır hisseden diğer taraftan da yok biraz miskinlik yapmalı sonra sonra sonraaa derleme toplama diye gariban zamanını çar çur eden yine ben. Şu an da derse konsantrasyonunu toplayamadığından çalışmaktan kaçan, çalışmanın da istikrarlıca kovaladığı yine ben. Yok efendim masaüstü temizliği, duvarkağıdı değişikliği, dur ben bi çay yapayım, yok çikolatasız asla, telefonumdaki mesajlarımı temizlesem, bilmem neyi arayıp bulacaktım ona bi baksam mı, aaa o filme kimle gitmiştim onu hatırlayacaktım dur bi düşüneyim modları... Yine böyle çaresiz bi zamanımda oturup 1 gecede Can Dündar’ın Nazım’ını okuyup bitirip bi de uyumadan şiir yazmışlığım vardır hatırlarım. Güzel de yazmıştım vesselam. Öyle ki o gecenin ardından bi kaç gün güzel yazılar çıktı kalemimden ya da belleğimden. Bir sefer de kitabevlerinde bakıp bakıpta her seferinde şu kadar kitap bitireyip gelip bunu alacağım dediğim ancak sözümü tutamadan erken davranıp satın alıp kitaplığıma yerleştirdiğim Sinestezya kitabıyla kesişirken yakaladım kendimi final haftasında! O kadar sabretmişim dayanmaya çalışmışım ki okuma sırası var onun diye ama yok... Bi bakmışım 2 bölüm bitivermiş. Ah şu benim gençliğim demek istiyorum, küçük şeyler de mutlu eder beni hani bi kaç ısırık çilekli Hoşbeş ve bi bardak çilekli yeşil çay ya da bi sesini duymak için aradım diyen sesini duyunca içini ısıtan bir eş, dost hal hatır sorması, en sevdiğim şarkının tv’de zaplarken pat diye karşıma çıkması gibi. Ne demiş ABD’li JM la la lala la life is wonderfulJ Şu 2 küçük baş belama peşimi bıraktırayım, derhal nefes alma tekniklerini öğrenmeye başlıyorum. 1,2 nefes al, nefes ver, deriiiiin,1,2,....’O’H BE OLA’CAK’
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder